Blog Arşivleri

Google “Önemli Anlar Türkiye Araştırması”

Google tarafından Haziran 2015’te gerçekleştirilen “Önemli Anlar Türkiye Araştırması”nın sonuçlarına göre markalar için başarıya giden yol önemli “anı yakalamaktan” geçiyor.

Mobil teknolojinin hayatlarımızı radikal bir şekilde değiştirdiği günümüzde artık aralıklarla online olmaktan değil, sürekli bağlı olmaktan, milyarlarca önemli anı online olarak yaşamaktan söz ediyoruz. Bu durum kullanıcıların dilediği şeyi dilediği zamanda bulmasını, yapmasını, seyretmesini ya da satın almasını kolaylaştırırken, bir yandan da pazarlamacıların doğru zamanda doğru mesajla doğru insana ulaşmaları için bugüne kadar hiç görülmemiş fırsatlar sunuyor.
Google’ın Haziran 2015’te gerçekleştirdiği “Önemli Anlar Türkiye Araştırması” da ortaya koyduğu sonuçlarla günümüz tüketicileri için anların önemine, pazarlamacılar ve iletişimciler içinse bu “doğru anları” yakalamanın yaşamsallığına dikkat çekiyor.

Milyarlarca önemli an online olarak yaşanıyor
Birden fazla ekran üzerinden medya tüketimi geçtiğimiz 3 yıl içerisinde internet kullanıcılarının %90'ının
alışveriş, seyahat planı ya da herhangi bir içerik görüntülemek gibi nedenlerle cihaz değiştirmesine bağlı olarak %500 düzeyinde artış gösterdi1. Bu durumsa tüketicilerin ilham ya da bilgi arayışında olduğu, yeni şeyler keşfettiği ya da kararlar verdiği amaç ve tutku odaklı geçirdiği "önemli anları" beraberinde getirdi.
Araştırma kapsamında 'izlemek istiyorum', 'yapmak istiyorum', 'bulmam lazım' ve 'satın almam lazım' anları gibi farklı durumları işaret eden bu anlarla ilgili ilginç veriler ortaya konuyor:

İzlemek istiyorum anları
Akıllı telefon kullanıcılarının %60'ı, ilgili araştırmanın yapıldığı haftadan önce eğlenmek ya da ilham almak için YouTube'u açmış*.
Yapmak istiyorum anları
35 yaşın altındaki internet kullanıcılarının %80'i öğrenmek istedikleri her şey hakkında YouTube'da bir video bulabileceğine inanıyor.
Bulmam lazım anları
İnternet kullanıcılarının %92'si bağlı bir cihazda, çevrim içi veya çevrim dışı içerik veya reklamlar tarafından anında daha fazla bilgi aramaya yönlendiriliyor.
Satın almam lazım anları
Akıllı telefon kullanıcılarının %92'si belirli ürünler için alışveriş yaparken cihazlarını kullanmış.

Markalar için milyarlarca fırsat…
Araştırma sonuçları markalar açısından da söz konusu anları doğru değerlendirmenin sağladığı fırsatlara dikkat çekiyor:

Tercihleri şekillendirme
İnternet tüketicilerinin %71'i bir şirketin mesajının konuyla ilgili olmasının, markayla ilgili düşüncelerini etkilediğini kabul ediyor.
Akıllı telefonlarında araştırma yapanların %63'ü cihazlarında o anda telefonlarından ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı satın almayı düşünüyor.
Kararları etkileme
Akıllı telefonlarında arama (araştırma) yapanların %54'ü cihazlarında o anda ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı gerçekten satın aldığını belirtiyor.
Akıllı telefon kullanıcılarının %75'i mağazada cihazlarını son kullandıklarında bir ürün ya da hizmet hakkında internette buldukları bilginin alacakları kararı etkilediğini söylüyor.

Önemli Anlar Türkiye Araştırması’nda öne çıkan sonuçlardan bazıları ise şöyle sıralanıyor:

  1. Türkiye'de online tüketicilerin %88'i kendisine uygun gelen bir markadan gelen bir mesajı gördükten sonra harekete geçiyor.
  2. 35 yaşın altındaki internet kullanıcılarının %80'i öğrenmek istedikleri her şey hakkında YouTube'da bir video bulabileceğine inanıyor.
  3. İnternet kullanıcılarının %92'si bağlı bir cihazda, çevrim içi veya çevrim dışı içerik veya reklamlar tarafından anında daha fazla bilgi aramaya yönlendiriliyor.
  4. İnternet tüketicilerinin %71'i bir şirketin mesajının konuyla ilgili olmasının, markayla ilgili düşüncelerini etkilediğini kabul ediyor.
  5. Akıllı telefonlarında araştırma yapanların %63'ü cihazlarında o anda telefonlarından ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı satın almayı düşünüyor.
  6. Akıllı telefonlarında arama (araştırma) yapanların %54'ü cihazlarında o anda ilgili bilgiye ulaştıkları için normalde düşünmedikleri bir markayı gerçekten satın aldıklarını ifade ediyor.
  7. Akıllı telefon kullanıcılarının %75'i mağazada cihazlarını son kullandıklarında bir ürün ya da hizmet hakkında internette buldukları bilginin alacakları kararı etkilediğini söylüyor.

(*) Bağlı Tüketici Anketi, 2014/2015
(2) Önemli Anlar Türkiye Araştırması, Haziran 2015

Google_Onemli_Anlar_Turkiye_Arastirmasi

İnfografik için: https://www.thinkwithgoogle.com/intl/tr-tr/infographic/onemli-anlari-kazanmak/

Reklamlar

Yetersiz liderlik, mobbinge yol açıyor

mobbing

Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) Bilgi Yönetimi Platformu ve Towers Watson, şirketlerdeki mobbing uygulamaları ile ilgili bir anket yaptı. “İş Dünyasında Mobbing anketine göre, çalışanların yalnızca yüzde 15’i “psikolojik şiddet ve baskı” anlamına gelen mobbing hakkında farkındalığa sahip. Mobbing vakalarına yol açan iş yeri koşulları değerlendirildiğinde görülen en önemli neden ise yüzde 45’lik bir oranla yetersiz liderlik.

En genel tanımıyla mobbing çalışanın yöneticiler veya işverenler tarafından yıldırma hedefiyle baskı altına alınması anlamına geliyor ve çalışan psikolojisini önemli ölçüde olumsuz etkiliyor. Mobbing işçi-işveren ilişkilerini düzenleyen yasalar gereğince suç sayılıyor.

Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) Bilgi Yönetimi Platformu ve Towers Watson, mobbinge ilişkin genel algıyı ölçmek amacıyla geçtiğimiz Haziran’da “İş Dünyasında Mobbing” başlıklı anketi gerçekleştirdi. Ankete farklı sektörlerden PERYÖN üyesi 143 farklı şirketin temsilcileri katıldı. Sonuçlar çalışanların mobbing hakkında yeterince bilgi sahibi olmadıklarını ortaya koydu.

Çalışanlar mobbingden haberdar değil

Anket, çalışanların mobbing konusundaki farkındalıklarının düşük olduğunu gösterdi. “Çalışanlarınızın mobbing karşısında farkındalığı olduğunu düşünüyor musunuz?” sorusuna şirketlerin  yüzde 60’ı “kısmen”, yüzde 25’i “hayır” ve yalnızca yüzde 15’i “evet” yanıtını verdi. Katılımcı şirketlerin yalnızca yüzde 15’inde çalışanlara mobbing hakkında eğitim veriliyor.

Şirketlerin yüzde 85’inde mobbingi raporlamaya yönelik bir prosedür yok, yaklaşık yüzde 80’inde de mobbing şikayetlerinin ele alındığı bir komite bulunmuyor. Bu sonuçlar, şirketlerin, çalışanlarını mobbing konusunda bilinçlendirmede ve olası sonuçlarına karşı onları korumada yetersiz kaldığını gösteriyor. Bu durum, şirketlerin mobbing konusunda aldığı önlemlerin kısıtlı oluşu, çalışanların maruz kaldıkları baskıyı paylaşamaması ve bu konuda destek talep edememesini de beraberinde getiriyor.

Mobbingle ilgili ilk kaynak medya

Anket katılımcılarının yaklaşık yüzde 60’ı mobbing ile ilgili mevzuatı ve güncel gelişmeleri internet, yazılı ve görsel basın aracılığıyla takip ettiğini belirtiyor. Bu bağlamda, dernekler, meslek odaları, panel ve seminerler gibi alternatif kaynakların anlamlı bir büyüklük oluşturmaması ise mobbing ile mücadele açısından önemli bir gelişme alanına işaret ediyor.

Aslında mobbing yok!

Araştırmaya göre katılımcı şirketlerin yaklaşık yüzde 65’inde yıllık raporlanan mobbing vaka sayısı sıfır (0), yani hiç vaka olmamış. Bu oranı takip eden en yakın sonuçsa yaklaşık yüzde 20 ile 1-5 arası vaka.

Amaç işten yıldırma, yükselmeyi engelleme

Rapor edilen sınırlı sayıdaki mobbing vakasının başlıca şikayet nedenlerinin yüzde 25’i “iş ile ilgili sert tepkilere maruz kalınması”, yüzde 18’i “aşırı yoğunlukta iş talep edilmesi”, yüzde 18’i “çalışanların yeteneklerini gösterme olanaklarının engellenmesi” olarak öne çıkıyor. Sonuçlar mobbingin, önemli oranda işten yıldırma ve yükselmenin engellenmesi hedefiyle yapıldığını gösteriyor. En önemli mobbing uygulama nedeninin yüzde 47’lik bir oranla “statü ve itibar koruma endişesi” olması da bu görüşü destekliyor. “Bireysel iletişim yetersizlikleri” ve “kişisel sorunlar” da diğer önemli nedenler arasında yer alıyor.

Yetersiz liderlik mobbinge yol açıyor

Mobbing vakalarına yol açan iş yeri koşulları değerlendirildiğinde görülen en önemli neden yüzde 45’lik bir oranla yetersiz liderlik. Mobbing vakalarında genellikle yetersiz liderlik profiliyle karşılaşılıyor. Yetersiz liderler, iş yükünü yönetemeyen, delege edemeyen, özel ve iş hayat dengesini ayıramayan, otokratik liderler, ana baba iletişim benliğini baskın kullanan liderler olarak tarif ediliyor. Üst yönetimin mobbing ile mücadelede üstlenmesi gereken rolün, hem çalışanların bilinçlendirilmesi hem şirket içi mekanizmaların güçlendirilmesi, hem de mobbing karşısında çalışanlara verilecek destek olduğu anket sonuçlarında görülüyor.

Yetersiz liderliği takip eden en önemli iş yeri koşulları yetersiz şirket içi iletişim (yüzde 16) ve çözüm mekanizmalarının yetersizliği (yüzde 15) olarak görülüyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 37’si, çalışanlarına yasal mevzuat dışında bir destek sağlanmadığını da ifade ediyor.

Yiğit Oğuz Duman: “Mobbingi önlemede en önemli görev üst yönetime düşüyor”

PERYÖN Başkanı Yiğit Oğuz Duman mobbing konusunda şirketler tarafından uygulanan düzenlemelerin henüz çalışan memnuniyetini sağlayacak düzeyde olmadığını söylüyor: “Şirket verimliliği ve imajının güçlendirilebilmesi ile çalışan bağlılığının artırılabilmesi için mobbinge yol açan şirket içi koşullar, mobbing uygulayanların bu şekilde hareket etmelerinin nedenleri ve mobbinge uğrayanların bu durumla nasıl başa çıkmaları gerektiğinin dikkatle ele alınması gerekiyor. Aynı şekilde çalışanlara gereken destek, yasal mevzuatın ötesinde eğitim, psikolojik yardım ve şirket içi mekanizmaları içerecek bir çerçeveye oturtulmalı. Bu noktada mobbinge karşı en önemli görev, üst yönetimin liderliğine düşüyor.”

mobbing_anket

İşi her yerden yapar olduk

Xerox’un araştırma sonuçlarına göre her 5 çalışandan 3’ü verimli çalışabilmek için ofiste bulunmak zorunda olmadığını düşünüyor. Xerox, çalışanların ofis dışından daha verimli çalışabilmeleri için kişisel cihazlarla ağa bağlanma ve uzaktan baskı alma gibi imkanlara ulaşması gerektiğini söylüyor.

Xerox, çalışma alışkanlıklarının değiştiğini, mobil çalışmanın giderek  yaygınlaştığını söyleyerek, şirketlerin mobil çalışmayı destekleyen  yeni bir iş süreç yönetimini hayata geçirmeleri gerektiğini  vurguluyor. Mobilite iş hayatımızı ve çalışma şeklimizi değiştiriyor,  akıllı telefonlar ve tablet cihazlarla hareket halindeyken sanki  işteymiş gibi çalışılabiliyor. Günümüz çalışanlarının büyük çoğunluğu,  internete bağlı oldukları sürece, nerede olurlarsa olsunlar  çalışabileceklerini düşünüyor. Çalışanlar, verimliliklerini artırmak  için sahip oldukları kişisel cihazları da her geçen gün daha fazla iş  için kullanıyor. 

İşte kişisel cihaz kullanım oranı büyüyor

Xerox’un açıkladığı ve bağımsız araştırma şirketlerince dünya  genelinde yapılan çalışmalara göre, gelişmekte olan ülkelerde  çalışanların yüzde 75’i kişisel bilgisayarlarını, akıllı telefon ve  tablet cihazlarını işe getiriyor ve iş dışında da iş amaçlı  kullanıyor. Gelişmekte olan ülkelerde bu oran yüzde 44 seviyesinde  bulunuyor. Ofis dışında çalışanı olan şirketlerin, yüzde 87’si mobil  çalışanlarına cihaz temin ediyor ve ilgili masraflarını karşılıyor.  Araştırma sonuçlarına göre her 2 çalışandan 1’i iş için kendi mobil  cihazını kullanıyor. Çalışanların yaklaşık yüzde 80’i yakın bir  zamanda kendilerine ait bir tablet cihazın sahibi olacak. Hali hazırda  çalışanların yüzde 44’ünün kendilerine ait bir tablet cihazı bulunuyor.

Çalışanlar mobil haldeyken baskı almak istiyor

Çalışanların yüzde 60’ı tablet cihazları üzerinden şirket ağına  erişmek ve özellikle de ofis cihazlarına bağlanarak baskı almak  istiyor.Şirketlerin yüzde 50’si mobil çalışanlarının hareket  halindeyken kağıt üzerinden okumanın rahatlığından dolayı iş  dosyalarını basmak istediğini belirtiyor. Mobil çalışanlar ofislerinde  yer alan bir dokümana internet üzerinden uzaktan erişerek bulundukları  ortamdaki bir yazıcıdan basabilmeyi talep ediyor. Şu an için her 5  çalışandan sadece 1’i mobil cihazları üzerinden baskı alabiliyor. Şu  an şirketlerin yüzde 25’i mobil baskı üzerine inceleme ve araştırma  yapıyor. Şirketlerin sadece yüzde 5’i mobil baskı kullanıyor. Müdürler  ve IT yöneticileri mobil baskı trendini yakalamaya, çalışanlarına  mobil cihazlardan baskı imkanı sağlamaya çalışıyor.

Xerox’un mobil çalışanların istedikleri her ortamda mobil  cihazlarından baskı alabilmelerini sağlamak için Xerox Mobile Print  adlı bir uygulaması bulunuyor. Xerox Mobile Print uygulaması dizüstü  bilgisayarlara, akıllı telefon ve tablet bilgisayarlara ücretsiz  olarak yüklenip, kullanılabiliyor. Bu uygulamayı mobil cihazlarına  indiren kişiler, bulundukları ortamlarda kablosuz bağlantıyı  destekleyen marka bağımsız her ofis cihazı üzerinden baskı alabiliyor.

Akıllı telefon ve tablet bilgisayar kullananlar, yüzde 36 oranında  e-posta gönderip almak, yüzde 35 oranında internette surf yapmak,  yüzde 12 oranında okuma amaçlı ve yüzde 7 oranında da video seyretmek  için bu cihazları kullanıyor. Akıllı telefon ve tablet cihazlardan  2012 yılı itibarı ile 30.1 milyar olan uygulama indirme miktarının,  2016 yılına gelindiğinde 300 milyar uygulamaya ulaşması bekleniyor.

Dünya genelinde yapılan araştırmalar, mobil teknolojilerin  gelişimi ile beraber yaygınlaşan ofisten bağımsız çalışma modellerinin  giderek artacağını gösteriyor. Şirketler, mobil çalışma koşullarını  sadece sık seyahat eden çalışanlarına değil diğer ofis çalışanlarına  da sunmayı planlıyor. Özellikle işe geliş gidişlerde yaşanan trafik  sorunu ile kaybedilen zamanı ve çalışma enerjisini geri kazanmak  isteyen şirketler bu yaklaşımı normal ofis çalışanlarına da sunmayı  düşünüyor. Buna yönelik yeni İK stratejileri ve uygulamaların  önümüzdeki dönemin en çok konuşulacak konuları arasında yer alacağı  söyleniyor. 

İşi her yerden yapar olduk

Girişimcilik Araştırması: Girişimci sermaye bulamıyor, yatırımcı risk almıyor

BIC_Angel_InvestmentsBIC Angel Investments, Türkiye’deki girişimcileri daha iyi anlamak amacıyla online bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırmanın sonuçlarına göre girişimcilerin yaşadıkları en büyük zorluk sermaye bulmak olurken aradıkları yatırım tutarı ağırlıkla 50 bin ile 250 bin TL arasında değişiyor. Erkekler girişimciliğe 27 yaşında, kadınlar 31 yaşında başlıyor.

Girişimcilik Türkiye’de son yıllarda çok konuşulan, hem devletin hem de özel sektörün odak noktasına yerleşen bir konu olarak dikkat çekiyor. 2013 başından bugüne 200’ün üzerinde projeyi değerlendiren ve geçen altı aylık süre içinde Telefonkilifim.com ve GastroClub'a yatırım yapan BIC Angel Investments Türkiye’deki girişimcileri daha iyi anlayabilmek ve verdiği profesyonel desteğin kalitesini bir üst seviyeye taşıyabilmek amacıyla online araştırma gerçekleştirdi.

En çok girişimci İstanbul’dan çıkıyor

Araştırmada kendi işini kurmak için en az yarı zamanlı olarak projesine vakit harcayan veya kendi kurduğu işte tam zamanlı olarak çalışan, bu işten para kazanan veya kazanmayı hedefleyen kişiler girişimci olarak tanımlandı. Araştırmaya katılan 156 girişimcinin yüzde 81’i erkek, yüzde 19’u kadınlardan oluşuyor. Erkekler girişimciliğe 27 yaşında, kadınlar 31 yaşında başlıyor. Ortalama girişimcilik tecrübesi 3,4 yıl.

Araştırmaya katılanların yüzde 60’ı İstanbul’da, yüzde 15’i Ankara’da yaşıyor. Girişimcilerin büyük bir kısmının daha önce profesyonel olarak maaşlı bir işte çalışarak iş tecrübesi edindikleri dikkat çekiyor. Katılımcıların yüzde 88’i girişimci olmadan önce bordrolu olarak çalıştığını belirtirken girişimciler arasında ortalama profesyonel tecrübe süresi 4,9 yıl. Bu süre erkeklerde 4,7 kadınlarda ise 5,8 yıl olarak gerçekleşiyor.

Girişimcilerin ortalama eğitim seviyesiyse toplum genelinin üstünde. Girişimcilerin yüzde 58’i üniversite mezunuyken, yüzde 24’ü yüksek lisansa, yüzde 3’üyse doktora derecesine sahipler. ODTÜ yüzde 10, Anadolu Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi ise yüzde 9 ile en çok girişimci mezun eden üniversiteler olarak ilk üç sırada yer alıyor.

Girişimcilerin yüzde 74’ü yatırımcı arıyor

Girişimcilere göre, yaşadıkları en büyük zorluk sermaye bulmaktaki sıkıntı. Girişimcilerin aradığı yatırım tutarı ağırlıkla 50 bin ile 250 bin TL arasında değişiyor. Girişimcilik bilincinin eksikliği, yasal düzenlemelerin girişimciliğe uygun olmayışı, yatırımcıların yeterince risk almayışı; yatırımcıya ulaşmaktaki zorluklar ve girişimcilerin tecrübesiz oluşu takip eden zorluklar olarak tespit edildi.

Çıkan sonuçlar ile paralel olarak BIC Angel Investments’ın girişimlere sermaye sağlamanın yanında en önemli özelliğinin girişimcilere finans, muhasebe, denetim gibi idari hizmetlerle kurumsallaşmalarına ve yapılandırılmalarına katkıda bulunduklarını söyleyen BIC Angel Investments’ın Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Joachim Behrendt, şimdiye kadar 200’ün üzerinde girişim projesiyle görüştüklerini belirtti.

BIC Angel Investments yatırım toplantılarına devam ediyor

Genç girişimcilere 1 milyon dolar yatırım hedefi bulunan melek yatırımcı şirketi  BIC Angel Investments 25 Temmuz Perşembe günü İstanbul Maslak Urban Station’da 16.00-20.00 saatleri arasında girişimciler ile buluşuyor. 25 Temmuz 2013’teki etkinlikte sunum yapmak isteyen girişimciler http://urbanstationbicangels.eventbrite.com/ adresinden başvuru yapabiliyor.

BIC Angel Investments’a projelerini sunmak isteyen girişimciler aynı zamanda www.bicangels.com web sitesi üzerinden de başvuru yapabiliyor.




 

Ekonomist’in Brandwatch ile birlikte hazırladığı Sosyal Marka 100 araştırması sonuçları

en-guclu-100-sosyal-markaEkonomist’in İngiliz Araştırma Şirketi Brandwatch ile birlikte hazırladığı Sosyal Marka 100 araştırması sonuçlandı.

Liste için analistler ve sosyal medya uzmanlarından oluşan 12 jüri üyesi, uzun süre çalıştı. Türkiye’de ilk kez yayınlanan bu sonuçlar, şirketlerin sosyal medyadaki markalarının performanslarına göre değerlendirildi. Sosyal Marka 100 listesinde ilk sırada e-ticaret şirketi Markafoni yer alırken, onu Turkcell ve Türk Telekom izliyor. Avea, Garanti Bankası, Vodafone, Trenyol, TTNet, Denizbank ve Mavi de onları takip eden şirketler olarak sıralanıyor.

Sosyal Marka 100 Jüri Üyeleri

Yrd. Doç. Fatoş Karahasan / Bilgi Üniversitesi

Serdar Kuzuloğlu / Radikal Yazarı

Levent Erden / Next Akademi Başkanı

Yüce Zerey / Bilgi Üniversitesi

Yalçın Pembecioğlu / Bigumigu

Vadi Efe / Dekatlon

Uğur Şeker / DB İstanbul

Ali Rıza Babaoğlan / Linkedln Türkiye

Özgür Alaz / Usefulideas

Alemşah Öztürk / 4129 Ajans

M. Rauf Ateş / Capital, Ekonomist

Talat Yeşiloğlu / Ekonomist

İŞTE EN GÜÇLÜ 100 SOSYAL MARKA

1. Markafoni

2. Turkcell

3. Türk Telekom

4. Avea

5. Garanti Bankası

6. Vodafone

7. Trendyol

8. TTNet

9. Denizbank

10. Mavi Giyim

11. Hürriyet

12. Kanal D

13. Nike

14. Nokia

15. HaberTürk

16. Ülker Çikolata

17. Teknosa

18. İş Bankası

19. Türk Hava Yolları

20. Ford Otosan

21. TEB

22. Migros

23. Superonline

24. Toyota

25. Akbank

26. Kanyon

27. ING Bank

28. Finansbank

29. Unilever

30. Sony

31. LC Waikiki

32. Mercedes-Benz Türk

33. Vakıfbank

34. Medical Park

35. Hepsiburada

36. İstinye Park

37. Star TV

38. Sütaş

39. Tuborg

40. Opet

41. Ülker Bisküvi

42. Boyner

43. Vakko

44. Lenovo

45. Anadolu Efes Biracılık

46. Burger King

47. Pegasus

48. Mudo

49. Pınar Süt

50. Siemens

51. Adidas

52. Yapı Kredi Bankası

53. Oracle Bilgisayar

54. Betek Boya

55. Doğuş Otomotiv

56. Sinpaş

57. Arko

58. Ziraat Bankası

59. Oyak Renault

60. Hewlett-Packard

61. Bank Asya

62. CarrefourSA

63. Tamek

64. Coca-Cola İçecek

65. McDonalds

66. Makromarket

67. Sarar Giyim

68. Good Year

69. D&R Doğan Müzik Kitap

70. ATV

71. Eti Gıda

72. Sabah

73. Merinos

74. Türk Demir Döküm

75. Apple

76. Arçelik

77. HTC

78. Ağaoğlu İnşaat

79. Şekerbank

80. Honda Türkiye

81. Vestel

82. Türk Pirelli

83. Vestel Beyaz Eşya

84. Casper

85. Banvit

86. HSBC

87. Kütahya Porselen

88. Soyak

89. Marshall Boya

90. KVK Teknoloji

91. Petrol Ofisi

92. Hugo Boss Tekstil

93. Atlasjet

94. Indesit Company

95. Halkbank

96. AXA Sigorta

97. Aygaz

98. BİM

99. Ramsey

100. Shell&Turcas

Kaynak: http://www.farklibirbakis.com/en-guclu-100-sosyal-marka/

Araştırma; Online alışveriş yapanların gizemi

Pwc (1)Online alışveriş yapanlara daha iyi hizmet sunabilmek için onları iyi anlamak ve piyasadaki gerçekleri şehir efsanelerinden ayırt edebilmeyi amaçlayan anket bu yıl 6. kez düzenlendi. Türkiye’nin ilk kez katıldığı ankette 11 ülkeden 13 bin üzerindeki örneklem içinden online alışveriş yaptığını söyleyen 11.000 tüketici yer aldı. Türkiye’den ise 1.113 kişilik örneklem içinden  online alışveriş yaptığını söyleyen 1004 kişi ankete katıldı.  “Çok Kanallı Alışveriş” anketi online alışverişteki 10 Mit ile ilgili sonuçları verilere dayanarak ortaya koyuyor.

Sosyal medya giderek daha popüler hale geliyor ve sadece internet üzerinden değil bütün alışveriş kanallarından daha fazla alışveriş yapılmasını tetikliyor.

Online alışveriş sitelerindeki cazip kampanyalar, kampanya avcılarını çekmek, internet sitelerindeki trafiği artırmak için en etkili yol.

PwC Türkiye, “Online alışveriş yapanların gizemi –  Çok kanallı perakendecilikte 10 Mit” başlıklı “2013 yılı – PwC Küresel Çok Kanallı Perakendecilik Anketi ve Türkiye
Sonuçları” raporunu yayınladı. 

Online alışveriş yapanlara daha iyi hizmet sunabilmek için onları iyi anlamak ve piyasadaki gerçekleri şehir efsanelerinden ayırt edebilmeyi amaçlayan anket bu yıl 6. kez düzenlendi. Türkiye’nin ilk kez katıldığı ankette 11 ülkeden 13 bin üzerindeki örneklem içinden online alışveriş yaptığını söyleyen 11.000 tüketici yer aldı. Türkiye’den ise 1.113 kişilik örneklem içinden  online alışveriş yaptığını söyleyen 1004 kişi ankete katıldı.  “Çok Kanallı Alışveriş” anketi online alışverişteki 10 Mit ile ilgili sonuçları verilere dayanarak ortaya koyuyor.

PwC Türkiye Perakende ve Tüketiciye Yönelik Ürünler Sektörü Lideri Adnan Akan, online alışverişin hızlı yükselişinin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye perakende ve tüketim ürünleri sektöründe de büyük bir heyecan ve iyimser bir beklenti yarattığını belirterek şunları söyledi; “Teoride dijital teknoloji, her perakendeciyi veya üreticiyi dünyanın herhangi bir yerinde internete erişimi olan tüketici ile buluşturma potansiyeline sahip. Günümüzde tüketicilerin parmaklarının ucunda bulunan seçenekler – ürün, bilgi, servis, PC, tablet, akıllı telefonlar ve çok yakın bir gelecekte göreceğimiz farklı birçok teknoloji üzerinden yapabilecekleri alışveriş- sınırsız. Bu da ciddi anlamda bir büyüme potansiyeli anlamına geliyor. Ancak iyimserlik, her ne kadar değişim için gerekli olsa da bazen resmi doğru görmemizi de engelleyebilir. İşte tam bu noktada stratejilerimizi doğru belirleyebilmek için gerçeklerle mitleri, tabiri yerindeyse şehir efsanelerini, birbirinden iyi ayırmak gerekiyor. Doğru kabul edilen 10 farklı noktayı baz alarak, bu “doğruları” irdeleyen anketimiz ortaya ilginç sonuçlar çıkardı. PwC Küresel Çok Kanallı Perakendecilik Anketi 2013 araştırmamız Türk tüketicilerinin davranışlarının bazı alanlarda küresel tüketiciler ile paralellik göstermekle birlikte demografik ve kültürel özelliklerimizden dolayı farklılaştığı alanları da ortaya koyuyor.”

Mit 1 – Mağazalar, yakın geleceğin showroomları

Online alışveriş sitelerinin mağazaların yerini aldığı düşünülse de, aksine internet üzerinden ürün araştırması yapan tüketiciler, diğer tüketicilere kıyasla mağazalardan daha fazla alışveriş yapıyorlar. Buna karşılık bazı ürün kategorilerinde yalnızca online mağazalarda kullanılabilen indirimler ve kampanyalar ile tüketicilerin online mağazaları daha fazla tercih etmeleri sağlanıyor.

Katılımcılara göre mağazadan alışveriş yapmayı çekici kılan nedenlerin başında ürünleri görebilme, onlara dokunabilme ve onları deneyebilme olanağının bulunması geliyor. Satın alınan ürünlere hemen sahip olmak da bu anlamda önemli rol oynarken, online mağazalar bu konudaki dezavantajlarını hızlı teslimat, ücretsiz ürün iadesi gibi seçeneklerle gidermeye çalışıyorlar.

Türkiye’den ankete katılanların mağazaları tercih etme nedenleri arasında ise “cazip indirimler ve promosyonlar” en önemli faktör olarak ortaya çıkıyor. Diğer ülkelerde ürünleri görmek ve ürünleri denemenin Türk tüketicilerine göre daha önemli olduğu da anketin ortaya koyduğu sonuçlardan bir diğeri.

Mağazalar, çoğu kategori için alışverişin merkezi olmaya devam ediyor. Türkiye’de de anket kapsamında değerlendirilen kategorilerin hepsinde, tüketicilerin büyük bir bölümü mağazaları hem ürün araştırması, hem de satın alma için daha çok tercih ediyor.

Mit 2 – Farklı ülkelerdeki tüketiciler benzer şekilde hareket ediyor.

Farklı ülkelerdeki tüketiciler, küresel internet mağazalarından her zamankinden daha fazla alışveriş yapsalar da tercihlerinde yerel farklılıklar bulunuyor.  İnternet mağazalarının kullanılma nedenleri sıralandığında “düşük fiyat ve mağazalarda sunulan avantajlardan daha cazip tekliflerin takip edilmesi” araştırmaya katılan tüm ülke tüketicileri için en önemli faktör olarak öne çıkarken Türkiye’de ankete katılan her 4 tüketiciden 3’ü bu faktörü önemli görüyor.
TR %31 KÜR %468 KÜR %49
Türkiye, Fransa ve İngiltere’deki tüketiciler genel olarak, internete yönelme sebeplerinin kampanyaları araştırmak olduğunu belirtiyorlar.  İsviçre’deki tüketiciler, kolaylık ve eve teslimat yapılmasını internet üzerinden alışveriş yapmanın temel sebebi olarak ifade ediyorlar. Ankete göre, katılımcıların  çoğu mağazaya gitmekten daha kolay olduğu için internet üzerinden alışveriş yaptıklarını ifade ediyorlar. Ancak buradaki “kolaylık” her ülkede aynı oranda kabul görmüyor, örneğin Hollanda’da tüketicilerin %61’i internet üzerinden alışveriş yapmanın daha kolay olduğunu düşünürken, Brezilya’daki tüketicilerin yalnızca %29’u bu düşünceye katılıyor.

Mit 3 –  İnternet mağazalarından gerçekleştirilen satışlar, diğer kanallardaki satışları yok ediyor.

Araştırma birden fazla alışveriş kanalı kullandıklarında tüketicilerin, çoğunun beğendikleri satış noktalarında daha fazla harcama yaptığını saptamakla birlikte internetteki bir mağazadan alışveriş yapmaya başlamanın satışları mağazalardan uzaklaştıracağı yönündeki geleneksel düşünceyi çürütüyor.

Türkiye’den ankete katılan katılımcılara kullandıkları birden fazla kanalda faaliyet gösteren perakendeciler sorulduğunda ise, tüketicilerin diğer ülkelere kıyasla daha fazla sayıda mağazadan alışveriş yaptıkları görülüyor.

Mit 4 – Sosyal medya: Geleceğin vazgeçilmez perakende satış kanalı.

Önümüzdeki dönemde başlı başına bir perakende kanalı haline gelme ihtimali zayıf olsa da, sosyal medya her yıl daha da popüler hale geliyor ve sadece internet üzerinden değil bütün alışveriş kanallarından daha fazla alışveriş yapılmasını tetikliyor.

Küresel düzeyde katılımcıların %76’sı bu kanal üzerinden daha önce hiç alışveriş yapmadığını belirtirken bu oran Türkiye’de %57. Ancak, sosyal medyada alışveriş yapmayanlar bile bu mecradan sevdikleri markaları takip ediyorlar ve bildikleri şirketler ve ürünler hakkında yorum yapıyorlar ve yenilikleri araştırıyorlar. Tüketicilerin sosyal medyayı kullanmalarının birincil nedeni favori markaları ve mağazaları sosyal medya üzerinden takip etmek.

Sosyal medyanın, çoğu pazar için henüz ayrı bir perakende zinciri olmamasına rağmen perakendeciler ve tüketiciye yönelik ürünler sektörü şirketleri için sağlam bir pazarlama ve iletişim aracı olduğu açık. PwC araştırmasında ulaşılan verilere göre, ankete katılanların neredeyse yarısını oluşturan “fırsat avcıları” grubu, sosyal medyada iyi bir indirim yapılmışsa ya da cazip bir kampanya varsa belirli bir internet mağazasını ziyaret edeceklerini ifade ediyorlar. Cazip kampanyalar, kampanya avcılarını çekmek, internet sitelerindeki trafiği artırmak için en etkili yol.

Mit 5 – Düşük fiyatlar alışveriş için temel etken.

 

İlgi çekici bir sonuç, düşük fiyat konusunun müşterilerin daha fazla harcama yapmalarında önemli bir faktör olmadığı yönünde. Daha ucuz fiyatların, tüketicilerin küresel olarak ve Türkiye’de internet üzerinden alışveriş yapmalarının temel sebebi olduğu ve mağazalara gitmelerinin temel nedeni olarak da daha iyi kampanya yakaladıkları düşünülürse fiyatın tercih edilen perakendecilerde harcama yapmak konusunda en büyük etkiye sahip olduğu düşünülebilir. Ancak, bu durum yalnızca perakendecilerin ilk aşamada seçilmesi için geçerli.

Ucuz fiyatlar, bir perakendecinin tüketicinin favorileri arasına girmesine yardımcı olabiliyor ancak müşterileri istikrarlı olarak daha fazla harcama yapmaya yönlendirmiyor. Müşteriler, en çok beğendikleri çok kanallı perakendecilerinde alışveriş yaparken kaliteye ve yenilikçi markalara fiyattan daha fazla değer veriyor.

Tüketicileri daha çok harcama yapmaya yönelten nedenler ülkelere, cinsiyete, yaş ve gelir gruplarına göre farklılık gösteriyor. Belirli bir grup müşterinin ilgisini çekmek için doğru nitelik karışımını bulmak daha önemli.

Mit 6 –  Perakende mağazaları tüketiciye yakınlıkları nedeniyle üretici markalardan daha iyi konumda.

PwC anketi sonuçlarına göre doğrudan üreticilerden alışveriş yapan tüketicilerin çoğu, perakendecilerle favori markalarını birbirinden ayırt etmekte zorlanıyor. Katılımcıların %35’i doğrudan markaların internet sitelerinde alışveriş yapıyor.  Bu oran Çin’de %56, ABD’de %52  ile ortalamanın üzerinde. Türkiye’de ise tüketicilerin markaların internet mağazalarından alışveriş yapma oranı diğer ülkelere oranla düşük kalsa da, internet üzerinden alışveriş yapan her 3 kişiden biri markaların online mağazalarından satın alım gerçekleştirdiğini belirtiyorlar.

Mit 7 – Yerli perakendecilerin küresel perakendecilere göre “evsahibi” avantajı var.
Anket sonuçlarına göre, çoğu olgun pazarda, yerli perakendeciler önemli bir avantaja sahip. Örneğin Fransa’da tüketicilerin daha çok tercih ettiğini belirttiği ilk on perakendeci arasında yabancı perakendeci bulunmuyor. Bu durum Türkiye için benzerlik gösterse de tüketicilerin ilk on tercihleri arasında Nike ve Ikea gibi küresel markalar da yer alıyor. Küresel perakendeciler, müşterilerin en çok beğendikleri perakendeciler listesine girme yolunda hızla ilerliyorlar.

Örneğin İkea Türkiye’de faaliyetine başladığı 2005 yılından bu yana küresel bir oyuncu olmasının verdiği avantajla uygun fiyatla çok fazla sayıda ve çeşitte ürünü tüketici ile buluşturarak ve müşterilerine farklı bir müşteri deneyimi sunarak pazarda yer alan birçok yerli oyuncuyu geride bırakabilmiş durumda.

Mit 8: Amazon gibi sadece internet üzerinden satış gerçekleştiren küresel
mağazalar her zaman yerel online mağazalara göre avantajlı olacak.

Amazon ve eBay, yalnızca Amerika’da değil dünya çapında dev online mağazalar. Bu nedenle de anketimize farklı ülkelerden katılan katılımcıların bu şirketleri sadece internet üzerinden satış gerçekleştiren mağazalar listelerinde üst sıralara yerleştirmeleri şaşırtıcı değil.  Türkiye’deki tüketiciler henüz Amazon ve eBay ile direkt olarak tanışmasa da iki küresel devin de Türkiye’de ortak olduğu güçlü yerel oyuncular bulunuyor.

Örneğin, 2011 yılında ciceksepeti.com’un azınlık ortağı olan Amazon’un ardından eBay, gittitgidiyor.com’un 2012 yılında %93 hissesini satın aldı. İki küresel dev de yerel oyuncuların güçlü olduğu Türkiye pazarına kendi markaları ile girmeyi
tercih etmediler. Bu da çoğu yerli online oyuncunun  yerini koruduğunu gösteriyor.

Sadece internet üzerinden satış gerçekleştiren yerel online mağazalar, halihazırda marka bilinirliği ve müşteri sadakati yaratmış oldukları için pazara yeni giren yabancı oyuncuların rekabet gücünü kırıyor.

Mit 9: Tablet bilgisayarlar en çok tercih edilen online alışveriş aracı.

Tüketiciler halen internet üzerinden alışveriş yapmak için çoğunlukla masaüstü bilgisayarlarını kullanıyor. Tabletlerin ve akıllı telefonların yakın gelecekte bilgisayarların yerini alacağı olası görünmüyor, ancak; mobil cihazlar alışveriş sürecinin diğer halkaları için daha önemli hale gelebilir.

Türkiye’de ankete katılan tüketicilerin alışveriş kanalları arasında tablet bilgisayar kullanım oranı diğer ülkelere benzer şekilde oldukça düşük seviyede.

Mit 10 –  Çin: Geleceğin online satış modeli.

PwC tarafından gerçekleştirilen anket, Çinli tüketicilerin interneti bir satış kanalı olarak küresel benzerlerinden çok daha hızlı bir şekilde benimsediklerini doğruluyor. Küresel örnekteki %68’lik oranla karşılaştırıldığında Çinli katılımcıların %50’si yalnızca üç yıldan beri internet üzerinden alışveriş yapıyor olmalarına rağmen, çok daha sık alışveriş yapıyorlar.  Çinli tüketiciler aynı zamanda, yeni cihazların ve sosyal medyanın kullanılması anlamında da büyüme eğrisinin başlarında bulunuyorlar.

Çinli online tüketiciler, dünyadaki diğer ülkelerden daha fazla oranda tabletleri ve akıllı telefonları kullanarak alışveriş yapıyorlar ve her dört Çinli online tüketiciden neredeyse biri önümüzdeki on iki ay içerisinde alışveriş yapmak için tabletlerini ve akıllı telefonlarını daha sık kullanmayı planladıklarını ifade ediyorlar. Küresel ortalamada ise bu oran sadece %11.  Sosyal medyayı alışveriş kanalı olarak kullanmak konusunda da Çin benzer sonuçlar sergiliyor. Küresel ortalamaya oranla çok daha fazla Çinli tüketici sosyal medyayı alışveriş yapmak için kullanıyor.

Bütün bu verilerin ışığında, online perakendeciler Çin’de yükselen trendlerin dünya çapında gidişatı belirleyebileceğini düşünmeliler mi?

PwC değerlendirmesine göre bu sorunun cevabı vurgulu bir “hayır”. Online alışveriş alışkanlıkları Çin’de oldukça farklı. Çinli tüketicilerin internet kullanmasının temel nedenlerinden biri diğer tüketicilere ait görüşlere ulaşmak çünkü arkadaşlardan ve uzmanlardan alınan tavsiyeler, dünyanın diğer yerlerindeki tüketicilere göre, Çinli tüketiciler için çok daha önemli.

Bitdefender’in araştırmasına göre online porno izleme yaşı 6’ya düştü

bitdefenderBitdefender’in 19 bin ebeveyn üzerinde yaptığı araştırmaya göre çocukların ilgilendiği içeriklerin başında yüzde 11.35 ile pornografi geliyor. Ayrıca pek çok çocuk sosyal ağlarda hesap açabilmek için yaşını olduğundan büyük göstererek yalan söylüyor.

Dünyanın önde gelen internet ve içerik güvenliği firmalarından Bitdefender’ın dünya genelinde 19 bin ebeveyn üzerinde yaptığı araştırmaya göre çocukların internet üzerinden porno içeriklere ulaşma yaşı 6’ya, internet üzerinden flört etme yaşı ise 8’e düşmüş durumda.

ABD, Fransa, Almanya, İngiltere, Avustralya, İspanya ve Romanya başta olmak üzere dünya genelinde pek çok ülkeden ebeveynlerin katıldığı araştırmaya göre çocukların anlık mesajlaşma uygulamalarına ve online oyunlara olan ilgisi ise azalma eğilimde.

Bitdefender’ın gerçekleştirdiği araştırma, aynı zamanda çocukların sosyal ağ profillerinde de özellikle kayıt yaşı 13’den başlayan Facebook profillerinde yalan beyanda bulunduklarını ortaya koyuyor. Araştırma kapsamında 12 yaşındaki çocukların yüzde 25’inden fazlasının bir sosyal ağ hesabı olduğunu, 10 yaşındaki çocuklarda ise bu oranın yüzde 17 olduğu açıklandı.

kids-watch-porn-online-as-early-as-age-6-bitdefender-study-shows-2

Araştırma kapsamında çocukların en çok ilgilendiği içerikler

İçerik – Yüzde
Pornografi 11.35
Online Alışveriş 10.49
Dosya Paylaşımı  9.71
Sosyal Ağlar 8.84
Haber 7.13
Bahis 5.91
Online Flört 5.77
İş 4.58
Oyun 3.14
Nefret 2.91
Diğer 30.17

Araştırmanın tamamı için http://www.bitdefender.com/media/materials/white-papers/en/Bitdefender-CaseStudy-Kids.pdf

Teknoloji Sektörü Haritası

teknoloji_haritasiEndeavor Türkiye Derneği, teknoloji odaklı girişimcilik ekosisteminin haritasını çıkararak, maddi sermaye kadar manevi sermayenin de bu ekosistemdeki çarpan etkisini ölçeklendirebilmek amacıyla kapsamlı bir araştırmaya imza attı. Türkiye’de 100’ün üzerinde sektör temsilcisi arasında yapılan araştırmaya göre; Endeavor’ın seçip desteklediği Etkin Girişimciler rol model, mentor, yatırımcı, teşvik eden ve seri girişimci olarak yarattıkları etkileşimlerle sektörün %57’sini oluşturuyor.

Ekonomik gelişime ivme kazandırmak amacıyla Etkin Girişimcileri tespit edip destekleyen Girişimcilik Derneği Endeavor, 1984-2012 yılları arasını kapsayan, Türkiye’deki Teknoloji Sektörünü analiz etti. 100’ün üzerinde sektör temsilcisinin katıldığı araştırmaya göre;  verimli bir girişimci ortamı yaratmak için, hem maddi hem manevi sermayenin bir araya gelmesi gerekiyor. Endeavor Danışma Kurulu Üyesi olan Mynet Kurucusu Emre Kurttepeli bugüne kadar 22 girişimci şirkete yatırım yaparak şirket sayısının artmasında rol oynadı. Bir diğer Endeavor Girişimcilerinden, Yemeksepeti.com Kurucuları Melih Ödemiş ve Nevzat Aydın ise 17 yeni şirkete yatırım, bugünün dokuz girişimcisine ilham ve yedisine de mentorluk yaparak çarpan etkisi yaratırken; Endeavor Danışma Kurulu Üyesi, Markafoni Kurucusu Sina Afra’nın seri olarak 10 farklı girişimi bulunuyor. Yine Endeavor Girişimcilerinden, Pozitron Kurucuları Fatih ve Fırat İşbecer’in 11 yeni şirkete yatırım yaptığı gözlemleniyor.
Endeavor Türkiye’nin yaptığı çalışmada ilk zamanlarda inovasyon odaklı yazılım firmalarından oluşan sektöre, 1994’te Türkiye’ye internet ve küresel mobil teknolojisinin gelişiyle e-ticaret ve telekomünikasyon firmaları eklendi. Bu akım, haritanın ikinci katmanı olarak 1999-2004 arasında daha da artış göstererek; ilk yatırımlar ve ikinci şirket kuruluşlarının oluşmasına zemin hazırladı. Araştırmanın üçüncü katmanı olan 2005-2009’a geldiğinde ise firma profillerine dijital medya ve web firmaları da eklenerek yatırım ve seri girişimcilik hızlandı.
Son dönem 2010-2012’ye gelindiğinde ise şirket kurmanın kolaylaşmasıyla birlikte sektör oyuncu sayısı ve oyuncular arası etkileşim oldukça hız ve çeşitlilik kazandı. Bu dönem içerisinde gerek yatırım ve mentorluk aktiviteleri, gerekse seri girişimcilikte büyük bir artış yaşanmasının yanı sıra sistemde “ilham” faktörünün devreye girdiği göze çarpıyor.
 ENDEAVOR TÜRKİYE’NİN GİRİŞİMCİLİK EKOSİSTEMİNDEKİ ROLÜ GİDEREK BÜYÜYOR
Sektördeki şirketlerin %60’ına mentorluk ve yatırım yapan aynı zamanda ilham kaynağı olan Endeavor Girişimci’lerinin, ekosisteme pozitif bir etki sağladığı biliniyor. Endeavor’ın desteklediği Etkin Girişimciler, seçildikten sonra kendilerine sağlanan rehberlik ve mentorluk ile daha çok büyüyüp kendileri de birer mentor ve yatırımcı haline gelerek ekosistemin farklı kollarının oluşmasını sağlıyor. Bugüne kadar aralarında Yemeksepeti, Pozitron, Airties gibi 32 Endeavor Girişimci Şirketin bulunduğu şirketlerin 2011 yılı toplam cirosu 160 Milyon USD olup, yarattıkları istihdam 2177 kişiye ulaştı. Bu sayede Endeavor Girişimcileri aldıkları destekle büyüyerek kendi hayatlarının yanı sıra, bulunduğu topluluğu ve dünyayı değiştirme potansiyeline sahip olma şansı elde diyorlar.
SEKTÖRDEKİ DİĞER OYUNCULARIN SEKTÖRE OLAN KATKISI VE ÖNEMİ
Araştırmada diğer oyunculardan STK’lar, kuluçka merkezleri, eğitim merkezleri, yatırım şirketleri, risk sermaye fonları ve devlet teşviklerinin sektör oluşumundaki tamamlayıcı rolü de yine araştırmada göze çarpıyor. Paydaşların katkıları ile birlikte araştırmada görülen deneyim kazanmış girişimciler ve birbirleri arasındaki etkileşimleri girişimcilik ekosisteminin oluşumunda kritik rol oynuyor. Bu etkileşimlerin yarattığı “çarpan etkisi” de Endeavor’un kültürünü yaygınlaştıran iş modelinin başında geliyor.

Son 6 ay içinde 1.9 milyon kişi daha gündemi internetten takip etmeye başladı

Son 6 ay içinde 1.9 milyon kişi daha gündemi internetten takip etmeye başladıTürkiye'de yaşayan ve 12 yaş ve üstü bireyler arasında yapılan IAB Türkiye İnternet Ölçümleri Araştırması Haziran 2012 ve Kasım 2012 karşılaştırmalı sonuçlarına göre Kasım ayında haber sitelerini ziyaret eden bireylerin sayısı yaklaşık %20'lik artışla 19.6 milyona ulaştı. Araştırma ile ilgili detaylar aşağıdadır. Sonuçlara bakmadan önce şunu hatırlatayım. Geçtiğimiz günlerde yabancı bir çok gazete basılı yayıncılığı bırakarak internetten devam etme kararı almıştı.

Son 6 ay içinde 1.9 milyon kişi daha gündemi internetten takip etmeye başladı

Microsoft’un IDC’ye yaptırdığı araştırmaya göre Bulut Bilişim’i bilen milyonlarca çalışana ihtiyaç var

Bulut bilişimin BT organizasyonları ve istihdama etkisiMicrosoft’un IDC’ye yaptırdığı araştırmaya göre bilişim sektöründe küresel çapta açılan 4 iş pozisyonundan biri halen doldurulamadı. Bu pozisyonların başını ise yüzde 28 oran ile bulut bilişimle ilgili olanlar çekiyor.  Sektörde hali hazırda bulut bilişimle ilgili 1 milyon 700 bin çalışan aranıyor. Bu rakamın 2 yıl içinde 7 milyona ulaşacağı öngörülüyor.  

Microsoft’un bağımsız araştırma kuruluşu IDC’ye yaptırdığı araştırmaya göre Bilgi Teknolojileri (BT) sektöründe bulut bilişim konusunda eğitimli milyonlarca çalışana ihtiyaç var. 2015 yılına kadar bulut bilişim ile ilgili açılacak olan iş pozisyonlarının sayısının her yıl yüzde 26 artacağı ve dünyada 7 milyon gibi büyük bir sayıda bulutla ilgili iş pozisyonunun açık kalacağı tahmin ediliyor. Ayrıca 2012 yılında mevcut 1,7 milyonluk bulutla ilgili pozisyonun halen doldurulmamış olması ise sektörün bulut bilişim konusunda uzman çalışana ne kadar fazla ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. IDC yapılan bu araştırmanın ardından yayınladığı makalede iş arayanların bulut tabanlı bir dünyada çalışmak için gerekli niteliklere ve eğitime sahip olmamalarının bu pozisyonların açık kalmasında etkili olduğunun altını çiziyor.

Tüm dünyada bulut bilişimin BT istihdamındaki etkisi ile organizasyonların BT departmanlarındaki işe alım süreçleri üzerindeki sonuçlarının incelendiği bu araştırma için IDC, tüm dünyada 600'den fazla işe alım yöneticisiyle görüşme yaptı. Bu araştırmaya göre, bulut işleri için uygun becerilere sahip iş adaylarının azlığı, bulut kapasitelerini desteklemek isteyen şirketlerin karşı karşıya kaldığı 1 numaralı sorun.

Bulut bilişimin finansal anlamda sağlıklı bir BT endüstrisi için gerekli olduğunu kaydeden Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Begim Başlıgil“Bu gibi araştırmalar bulutun sunduğu fırsatların ne kadar etkili olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Microsoft olarak biz de iş gücünün bu fırsatlara dâhil olduğundan emin olmak istiyoruz. Hedefimiz, mevcut iş gücünü ve öğrencileri yarının işleri için geleceğe hazırlamaya devam etmek. Bu doğrultuda da son olarak Microsoft Virtual Academy (Microsoft Sanal Akademi) adlı aktif profesyonellere önemli bulut becerilerini kazanmalarını kolaylaştıran bir hizmet başlattık. Microsoft Virtual Academy ve daha önceden sunmuş olduğumuz Microsoft BT Akademisi şu anki ve gelecekteki iş gücüne verdiğimiz desteğin en önemli göstergeleri” diye konuşuyor.

Teknolojinin buluta evirilmesi beklentisiyle Microsoft yakın zamanda bulut için özel sertifikasyonlar hazırladı. Bunlar arasında, odak noktasına bulut bilişimi alan Windows 8 için hazırlanan sertifikasyonlar da mevcut. Bunlar, bulut alanında çalışmak için gereken becerileri edinmek isteyen günümüzdeki ve gelecekteki teknoloji uzmanları ve buluttan faydalanmak isteyen şirketler için çok büyük önem taşıyor.

Microsoft ayrıca, Microsoft BT Akademisi aracılığıyla eğitim ve sertifikasyon sunarak, gelecekteki işgücüne katkı sağlıyor. BT işleri için hazırlanan gelecek nesil teknoloji uzmanlarının yeni bulut kapsamlı BT işlerine hazır olmasını sağlamak için Microsoft BT Akademisi programı, ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerine, yarının BT bulut ortamında başarılı kariyerlere sahip olabilmeleri için ihtiyaç duyacakları teknoloji tabanlı beceriler sunuyor. BT Akademisi hakkında daha fazla bilgiye http://www.microsoft.com/en-us/itacademy/default.aspx adresinden ulaşabilirsiniz.

IDC Araştırması’nda öne çıkan bulgular:

Genel Bulgular;

  • Global olarak, kuruluşların neredeyse üçte ikisi bulut bilişimi kullanıyor, uyguluyor ya da bunu planlıyor. Yine yüzde 50'sinden fazlası, bulut bilişimin yüksek bir öncelik olduğunda hemfikir.
  • Ancak kuruluşların dörtte üçten fazlası, bulut bilişimle ilgili olarak güvenlik, erişim veya veri kontrolü konusunda endişeler taşıyor.
  • Eğitim, sertifikasyon veya deneyim eksikliği, bulut pozisyonlarının doldurulamamasının ilk üç sebebi.
  • Ancak bulutla ilgili beceriler, tüm dünyadaki BT istihdam fırsatlarındaki neredeyse tüm büyüme fırsatlarını temsil ediyor ve bulutla ilgili pozisyonlar için talep, 2015'e kadar yılda yüzde 26 oranında artacak.

Bölgesel Bulgular

  • IDC'ye göre, global olarak son kullanıcı organizasyonlarında BT pozisyonlarının genel sayısı, 2011 ile 2015 arasında yüzde 4,3'lük bir birleşik yıllık büyüme yüzdesinde artacak ve 2015'te 29,3 milyona ulaşacak.
  • Kuzey Amerika (ABD ve Kanada) IDC'nin bölgesel tahminlerine göre geçen yıl, ABD tüm dünyadaki genel BT bulut hizmetleri için yapılan harcamaların yüzde 62'sinden sorumlu. Kanada'nın daha küçük iş tabanı nedeniyle, bulut kaynaklı işler Birleşik Devletlere göre Kanada'da yüzde 30 daha hızlı büyüyecek.
  • Latin Amerika, Orta ve Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Asya Pasifik'teki gelişen pazarların 2015'e kadar yılda yüzde 34'lük bir büyümeye sahip olacağı tahmin ediliyor.
  • Avrupa, Orta Doğu ve Afrika'da, bulutla ilgili BT işlerinin yılda yüzde 24 artarak 2015'te 1,4 milyona ulaşacağını tahmin ediyor.
  • Bulutla ilgili BT işleri, yılda yüzde 32'lik bir büyüme ile Asya Pasifikte 2015'in sonuna kadar 2,3 milyona kadar büyüyecek.

IDC’nin gerçekleştirdiği bulut bilişimin BT organizasyonları ve istihdama etkisi adlı bu araştırmanın tam sonuçlarına buradan veya aşağıdan erişebilirsiniz.

%d blogcu bunu beğendi: